Sınıf mücadeleleri tarihi işçi sınıfının kendi hakları uğruna verdiği kavga ve can bedeli direnişlerle doludur. Bu direnişlerin bir kısmı da bizzat kadın işçilerin kanlarıyla yazılmıştır. 8 Mart bu tarihsel günlerin başında gelmektedir. 1857 yılı 8 Mart'ında 40 bin dokuma işçisi kadın direnişe geçmiş, 1886 yılında yine Amerika'da tekstil işçisi kadınlar, 8 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret ve sendikal hakları için direniş gerçekleştirmiş, sermayenin terör güçlerinin saldırısı sonucu çıkarılan yangında onlarca kadın işçi yanarak yaşamını yitirmiştir.
Bu yıl bir kez daha hatırlattığımız 8 Mart'ın tarihçesinin bugün daha ayrı bir anlamı var. 8 Mart, işçi kadınların mücadelesiyle kazanılmış ve işçi sınıfına ait bir gündür! 8 Mart'ta can bedeli direnişler sergileyen emekçi kadınların anısına, 1910 yılında dönemin sosyalist işçi partilerinden oluşan 2. Enternasyonal'e bağlı Sosyalist Kadınlar 2. Konferansı'nda Clara Zetkin'in önerisiyle 8 Mart ‘Emekçi Kadınlar Günü' olarak kabul edilir.
Bu gün senelerdir kadınlara ve temelde insanlara yapılan sömürünün AKILLARA SOKULMASI VE ÇÖZÜM için yeniden kadınlarımızı bilinçlenmesi için yapılan çağrı günüdür. 8 MART'ın kadınlar için ne anlama geldiğini ve tarihini iyi bilinmelidir
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Kimi der ki çocuk doğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım başım
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim
hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet
Bir kadın cocuktur aslında.
Cocuk gibi davranmayı sever. Erkegin kendisine bir cocuga gösterdigi sefkati göstermesini de ister. Bir cocugu oksar gibi incitmekten korkarak oksamalidir erkek kadını.. Ama her kadın cocukca da olsa dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister. Yani bir kadının cocukluk yapmasina izin vereceksiniz, ama asla onu bir cocuk olarak görmeyeceksiniz.
Bir kadın güçlüdür aslında.
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasini sevmez. Ister ki erkegin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabilecegi seyleri bile erkegin yapmasini bekler. Böylece hem daha kadın oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar güçlü oldugunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediginde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istedigi bir sey varsa mutlaka yapar.
Bir kadın sevgilidir aslında.
Içinde her zaman sevgiyi tasir. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüregine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemisseniz her an terk edilebilirsiniz.
Bir kadın yalnızdır aslında.
Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyasi vardir ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanin kapısını açamaz. Yalnızlık onun sıgınagıdır. O sıgınaga ne zaman girecegine, ne kadar kalacagina hep kendisi karar verir. Sıgınaktayken oradan çikmaya zorlarsaniz onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz
Bir kadın bilgindir aslında.
Neler yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez. Yaratıcılıgının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkegini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılıgını sadece erkegine saklar. Bir kadının gerçek erkegi olmayi basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir. Çünkü yasamınız asla sıradan olmayacaktır.
Bir kadın hayattır aslında.
Çünkü hayatın içinde olan her sey ancak kadınlar oldugunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiginiz suyla kendi kendinize bardagi doldurup içtiginiz su arasindaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazik ki yasamıyorsunuz.
Dünya Kadınlar gününüz kutlu olsun